26 Aralık 2020 Cumartesi

Temel Analiz ile Şirket Seçimi

 Yazıyı Aziz Serin yazdı. Eline sağlık.

Aziz beye ulaşmak için twitter linki;

https://twitter.com/azizserin75

 ------------------------------------------------------------------------------

 Şirketlere ortak olurken nelere bakıyorsunuz gibi klasik sorular çok soruluyor. Bu konuda fırsat buldukça kısa kısa bilgiler sunmak istiyorum. Daha doğrusu kendi uyguladığım yöntemlerden bahsetmek istiyorum.

Çok önemli bir ayrıntı ile başlamak istiyorum, amaç şirkete ortak olmak ise bu anlatacaklarım geçerlidir ama kısa vadeli işlemler ile trade eden biri için bu anlatacaklarım anlamsız kalabilir.

Ortak olduğunuz şirketin paylarını satın alırken hisse fiyatı ile aldığınızı düşünmeyin. Hisse fiyatının 3 lira yada 15 lira olmasının hiçbir önemi yoktur. Çünkü siz şirkete PİYASA DEĞERİ üzerinden ortak oluyorsunuz. Piyasa değeri içinde elbette hisse fiyatı da vardır ama burada kullanılan fiyat şirketin toplam değerinin 1 paya eş düşen fiyatıdır, her gün ekranlarda gördüğümüz bu fiyat ise şirketin toplam değerinin bir payına verilen fiyatır. Piyasa değeri ise hisse fiyatının, şirketin ödenmiş sermayesi ile çarpılması sonucu ortaya çıkan toplam değer rakamıdır.

Örnek olması açısından #arclk için güncel piyasa değerini bulalım.

Hisse fiyat x ödenmiş sermaye = piyasa değeri 30,92 x 675.728.000 = 20.893.509.760 TL PİYASA DEĞERİ.

O halde anlıyoruz ki cari fiyatı olan 30,92 ile 1 Lot Arçelik hissesi aldığımızda yaklaşık 21 milyar liralık bir şirketin 1 adet payını almış oluyoruz.

Peki Arçelik yaklaşık 21 milyar lira gibi bir değerden satılıyorsa acaba rakip şirketler kaç lira değerden satılıyor. Yine örnek olması adına #vesbe şirketine bakalım.
35,52 x 190.000.000 = 6.748.800.000 TL PİYASA DEĞERİ.

Aradaki farkı fark ettiniz mi?

Hisse fiyatı 30,92 olan şirketin 1 lot hissesini almak için toplamda yaklaşık 21 milyar lira ödedik. Öte yandan hisse fiyatı 35,52 lira ile daha yüksek olan başka bir şirketin 1 lot hissesini almak için yaklaşık 7 milyar lira para ödemiş olduk.

Arada çok ciddi fark var değil mi? Bir şirketin değeri 21 milyar lira, diğerinin değeri ise 7 milyar lira.

Tabi bu durumda daha ucuz olan VESBE şirketini almak daha mı akıllıca olur sorusu sorulur… Fakat bu sorunun cevabı tek başına buradaki ucuzluk ile yanıtlanamaz. Bu piyasa değerleri bu şirketlerin ne kadarlık öz varlıkları karşılığında veriliyor (PD/DD) veya hangi şirket ne kadar satış yapabiliyor, ne kadar kar üretebiliyor gibi ana sorular var.

PD/DD oranı piyasada çok kullanılan bir rasyodur, şirketin öz varlığının kaç katı piyasa değeri olduğunu hesaplar.

Yine aynı şirketler üzerinden örnekler ile devam edelim.

Arçelik şirketinin piyasa değeri 20.893.509.760 TL ise Öz sermayesi ise 12.698.817.000 TL olduğuna göre PD/DD = 1,65 dir. Demek ki bugün Arçelik şirketini 30,92 TL fiyattan aldığımız zaman öz sermayesinin 1,65 katı fiyattan almış oluyoruz.

Aynı işlemi Vesbe şirketine uyguladığımızda ise piyasa değeri 6.748.800.000 olduğuna göre Öz sermayesi ise 2.363.993.000 TL olduğuna göre PD/DD = 2,85 sonucuna ulaşıyoruz. Demek ki Vesbe şirketinin 35,52 TL fiyat ile 1 payını almak istediğimizde bu şirketin öz sermayesinin 2,85 katını ödemek durumunda kalıyoruz.

O halde Arçelik şirketi öz sermayesinin 1,65 katına satılıyor, Vesbe ise öz sermayesinin 2,85 katına satılıyorsa sizce hangi şirket daha ucuzdur? Bu sonuca göre elbette Arçelik şirketi daha ucuzmuş diyebiliriz ama bu cevap bir şirkete ortak olmak çok yetersizdir, bir şirketin ucuz olup olmadığını tespit etmenin çok daha farklı ve fazla yolları var. Bunları da anlatmak istiyorum.

Şirketlerin satışları ile de ucuz yada pahalı olduğu test edilebilir.

Şöyle ki,
Bunu hesaplamak için şirketin piyasa değerinin, toplam satışının kaç katı olduğunu ölçmemiz gerekiyor. (Toplam satıştan kasıt, son bir yıllık satış rakamıdır)

Arçelik şirketi yaklaşık 20.893.509.760 TL piyasa değeri ile son bir yılda 35,903.877.000 TL satış yapmış ise, PD/NS (piyasa değeri / net satış) 20.893.509.760 / 35.903.877.000 = 0,58
Demek ki şirketin piyasa değeri 0,58 oran ile yıllık satış rakamının yarısından biraz fazla bir rakama denk geliyor.

Aynı işlemi Vesbe şirketine yaparsak 6.748.800.000 TL piyasa değeri ile son bir yılda 8.015.373.000 TL satış yapmış ise, 6.748.800.000 / 8.015.373.000 = 0,84 PD/NS oranı sonucuna ulaştık. O halde Vesbe şirketinin piyasa değeri ise yıllık cirosunun 0,84 katı bir rakama denk geliyor...

Şimdi buraya kadar iki ayrı rasyo ile şirketlerin ucuz yada pahalılığını ölçmeye çalıştık. Şimdi tekrar bu bilgilendirmenin başına dönün lütfen ve her gün ekranlarda gözümüze sokulan hisse fiyatının anlamsızlığını ve asıl olanın şirketin piyasa değeri olduğunu fark etmenizi sağlayacak olan bu yazdıklarımı tekrar okuyun.

Bu bilgilendirmenin devamında yine aynı şirketler üzerinden farklı kriterler ile şirket incelemesine örnek olabilecek bilgilendirmeye devam edeceğim.

En son kaldığımız yer olan satışlar üzerinden piyasa değeri ölçerken şirketlerin satış gücünü aktif devir hızı ile başka şekilde de test edeceğiz. Adım adım temel analiz yapmaya devam edeceğiz.

Buraya kadar olan kısımlar ile ilgili anlaşılmayan yada eksik kalan kısımlar varsa soru cevap yapabiliriz…


Buraya kadar olan kısımdan sizlerin neler anladığınızı geri dönüşler sayesinde az çok anladım, olumlu anlamda faydalanan çok insan olduğunu gördüm ama benim de anlam veremediğim durumlar da oldu. Ben burada konunun daha anlaşılır olması amacı ile iki farklı şirketi güncel bilanço değerleri ve güncel cari fiyatları ile kıyasladım ki okuyanlar ve öğrenmek isteyenler tekrar pratik yaparlarken güncel rakamlar üzerinde çalışsınlar ve aynı zamanda anlattıklarıma piyasanın tavrını da eklesinler diye. Amacım hiçbir şekilde bir şirketi övmek yada diğer şirketi eleştirmek değildir. Ki kıyasladığım iki şirket de ARCLK ve VESBE zaten sektörde çok başarılı olan şirketlerdir. Ayrıca ben eleştirsem ne olacak, fiyatı mı düşecek yada yükselecek? Yani benim böyle etkimin olması bence mümkün değildir ama bazı bilinçsiz insanlar öyle bir hale gelmiş ki twitterda yazan az çok ağzı laf yapan birinin hisse fiyatları üzerinde etkili olabileceğini sanıyor, sanırım hep böyle olduğunu iddia edenleri okuduklarından dolayı böyle bir algıya kapılmışlar. Yok arkadaşlar, bu tür koca koca şirketlerin fiyatları benim yazdıklarımdan dolayı düşmez yada yükselmez, emin olabilirsiniz… Lütfen, rica ediyorum bu akışı yeni okuyanlar da böylesi garip bakış açılarını dile getirerek motivasyonumu bozmasınlar çünkü ileriki bölümlerde de bir şirketin diğer şirkete göre üstün yada eksik yönleri olacaktır. Her bir tespitte bir şirket kötüymüş, diğeri iyiymiş sonucu çıkartmayın, bu eksik yada olumlu yönlerinin daha sonra toplamına göre karar vereceğiz.

Umarım anlaşmışızdır

Devam edelim...

En son şirketlerin satışları ile piyasa değeri arasında bir ölçüm yapmıştık. Şirketlerin piyasa değeri, cirosuna göre ne kadar düşükse bu konuda o kadar ucuzdur demiştik. Aynı zamanda bu satış rakamları ne kadar anlamlıdır diye de sorgulamak lazımdır.

Şöyle ki;

AKTİF DEVİR HIZI diye bir rasyo var. Net satışlar (yıllık satışlar) / Toplam Aktifler olarak hesaplanır ve şirketin satışları aktiflerinin kaç katıdır diye ölçüm yapar. Burada amaç bir şirketin satışlarında toplam varlıklarının etkinliğini ölçmektir. Basit bir örnek vermek gerekirse X şirketinin 10.000 lira varlığı var ve yıllık 20.000 lira satış yapıyorsa 20.000/10.000= 2 aktif devir hızına sahiptir. Y şirketi ise 100.000 lira varlığı ile 150.000 lira satış yapıyor diyelim. 150.000/100.000=1,5 devir hızına sahiptir. Demek ki X şirketi aktiflerine göre 2 kat daha yüksek satış yapabiliyorsa bu konuda daha başarılıdır diyebiliriz. Burada amaç aynı zamanda şirketlerin satış gücünü ölçerken rakamsal değerlerden ziyade oransal değerlerini de görebilmektir. Görüldüğü gibi X şirketi 20.000 liralık satış yaparken Y şirketi 150.000 liralık satış yapıyor ama aktif devir hızı olarak X şirketi daha başarılı.

Bu rasyoyu şimdi Arçelik ve Vesbe şirketlerine uygulamadan önce bir ayrıntı vermek istiyorum. Burada hesaplanan toplam varlık rakamı olarak sadece son dönemin rakamını baz almak yerine önceki yılın aynı dönemine ait olan toplam varlık rakamını da hesabın içine ilave etmemiz gerekiyor, iki dönemin toplamının ortalamasını baz alarak daha sağlıklı bir sonuç alacağız.

ARCLK yıllık satış rakamı 35,903.877.000 TL
Toplam varlıkları ise 2020/09 döneminde 45.143.249.000 TL ve 2019/09 döneminde ise 32.941.720.000 TL olduğuna göre

45.143.249.000 + 32.941.720.000 = 70.084.969.000 /2= 39.042.484.500 TL ortalama Varlık rakamı bulduk.

O halde aktif devir hızını bulmak için 35.903.877.000 TL / 39.042.484.500 = 0,92 oranını elde ettik. Yani arçelik toplam varlıklarının %92 si kadar satış yapabiliyor.

VESBE şirketi için ise yıllık satış rakamı 8.015.373.000 TL dir. Toplam varlık ortalaması ise 2020/09 döneminde 6.792.936.000 TL ve 2019/09 döneminde ise 4.730.134.000 TL olduğuna göre varlık ortalaması 11.523.070.000 TL / 2 = 5.761.535.000 TL dir.

O halde 8.015.373.000 / 5.761.535.000 = 1,39 ise Vesbe şirketi toplam varlıklarının %139 u kadar satış yapabiliyor.

Şimdi burada anlamamız gereken sonuç, VESBE nin satış gücü daha yüksektir. Çünkü elinde bulundurduğu aktiflerine (bina-makine-arsa-ticari alacakları vs) göre daha yüksek oranda satış yapıyor..

Şimdi buradaki sonucu bir önceki analizde uyguladığımız PD/NS rasyosu ile ilişkilendirelim.

PD/NS: arclk 0,58 vesbe 0,84 idi ve arclk daha ucuz demiştik…

Aktif devir hızı ise arclk 0,92 ve vesbe 1,39 ise burada anlamamız gereken sonuç, satış gücü daha yüksek olan VESBE nin 0,84 PD/NS ile fiyatlanması normaldir. Çünkü VESBE nin satış performansı daha iyi fiyatlanmayı hak ediyor. Bu durumda VESBE bu konuda pahalıymış tezi çürümüş oldu

Peki bu iki şirketin kıyaslanması burada bitti mi hemen gidip VESBE mi alalım?

Tabi ki değil ben hangisini tercih edeceğime henüz karar veremedim. Bir sonraki analizde ise aktif devir hızı rasyosunu net kar marjı ile birleştirip aktif karlılık rasyosu sonucuna bağlayacağız. Ve iki şirket arasındaki fark daha bariz ortaya çıkmaya başlayacak… Bilmeyen ve öğrenmek isteyenler tekrar tekrar okursa ve buradaki bilgileri başka şirketler üzerinde de tekrarlarsa konu daha anlaşılır olur. Ve lütfen bu bilgileri paylaşın ki çok kişi faydalansın…


Arkadaşlar bu bilgiselde verdiğim bilgilerle alakalı aldığım geri dönüşlere göre en anlaşılmayan konunun kaydırılmış yıllık hesaplama olduğunu görüyorum. Kaydırılmış yıllık satışlar veya diğer adı ile son bir yıllık satışlar veya karlar nasıl hesaplanır bunu izah etme ihtiyacı duydum.

Son bir yıllık ciro veya kar dediğimiz rakam, hakikaten de son bir yılda oluşan rakamların toplamıdır son bir yıl ise, dört çeyrek dönemden oluşmaktadır. Malumunuzdur şirketler yılda dört defa bilanço açıklarlar, mart sonu 1. çeyrektir, haziran sonu 2 çeyrektir, eylül sonu 3. çeyrek ve aralık sonu 4. çeyrektir. Gelir tabloları ise genelde 1.Ç + 2.Ç+ 3.Ç + 4.Ç olarak yayınlanır, yani örneğin haziran sonunda 2.çeyrek dönemini açıklayan şirket mart döneminde açıkladığı sonuçlar ile haziran döneminde oluşan rakamları toplayarak yayınlıyor. Şu an en son açıklanan bilançolar ise 9 aylıklar olarak son 3 çeyreğin toplamıdır.

Şimdi, biz 9 aylık verileri görürken son bir yıllık rakamlara nasıl ulaşabiliriz onu tarif edeceğim ve lütfen bilmeyenler burayı iyi kavrasın, vallahi özel mesajlardan bu soruya cevap vermekten gına geldi, bilesiniz )
Gelir tablosunda şu an 9 aylık verileri görebildiğimize göre bu rakam demektir ki son 3 çeyreğin toplamıdır, bir yıllık veriye tamamlamak için bir çeyreklik daha veriye ihtiyacımız vardır, bu bir çeyreklik veri ise 2019 yılının son çeyreği olmalıdır ki seri olarak bir yıla tamamlanmış olsun. Yani 2020 yılının 3 çeyreğini zaten şu an 9 aylık veri olarak görebiliyorsak ve 2019 yılının da son çeyreğini alırsak tam 1 yıllık veriyi elde etmiş oluyoruz.
Peki bu 2019 yılının son çeyrek verisini nasıl elde ederiz?
Şöyle elde ederiz; 2019/12 dönemi verisinden, 2019/09 verisini çıkarttığımız zaman 2019 yılının son çeyreğini almış oluruz.

Bu örneği Arçelik şirketinin satış rakamları üzerinde uygulayalım.
ARCLK: 2020/09 dönemine ait satış rakamı 27.537.812.000 TL dir. (3 çeyreğin toplamı)
2019/12 satış rakamı ise 31.941.773.000 TL ve 2019/09 satış rakamı ise 23.575.708.000 TL olduğuna göre, 31.941.773.000 - 23.575.708.000 = 8.366.065.000 TL rakamını bulduk, bu rakam 2019 yılına ait son çeyreğin satış rakamıdır ve bize lazım olan 1 çeyreklik rakamdır. Bu rakamı 2020 yılının 3 çeyreklik (9aylık) rakamına ilave ettiğimiz zaman toplamda 4 çeyreklik yani 1 yıllık satış rakamını bulmuş olacağız.
O halde 27.537.812.000 + 8.366.065.000 =35.903.877.000 TL son bir yıllık (kaydırılmış yıllık) satış rakamıdır...
Umarım anlatabilmişimdir

Bir not daha ilave edeyim, yarın bir gün farklı dönemlerin de kaydırılmış yıllığını hesaplarken sakın ha yine önceki yılın son çeyreğini alarak hesaplamayın, örneğin şimdi 9 aylıklar henüz açıklanmamış olsaydı ve 6 aylık bilançoları görüyor olsaydık bu durumda elimizde sadece 2 çeyreklik (altı aylık) veri olacaktı, bu defa önceki yılın da son 6 ayını (son iki çeyreğin toplamını) alıp bir yıla tamamlamamız gerekiyor.

Bunu yapmak için de şöyle yapardık; 2020/06 satış rakamını not aldık diyelim.
2019/12 - 2019/06 = son 2 çeyrek dönemin toplamıdır.
2020/06 + Son iki çeyreğin toplamı = son bir yıllık (kaydırılmış yıllık) satış rakamıdır.
Net kar rakamları içinde aynı şekilde hesaplayabilirsiniz...

Bir önceki analizde aktif devir hızı rasyosunu işlemiştik ve şirketin satış gücünü oransal olarak ölçmüştük. Kısaca hatırlatmak gerekirse, şirket satışlarında aktiflerini ne kadar verimli kullanabiliyor bunu görmüş oluyoruz.

Şimdiki konumuz ise NET KAR MARJI…
Her şirketin net kar marjı farklı olabiliyor, çünkü her şirketin maliyet yapısı (sabit giderleri) ve faaliyet giderleri farklı olabilir. Örneğin Bimaş’ın mahalle arasında bodrum kat bir dükkana ödediği kira ile Migros’un bir avm de ödediği kiranın metre kare birim fiyatı aynı değildir. (Burada adı geçen şirketleri övmek yada yermek gibi düşüncem yoktur, konunun anlaşılması için örnek verilmiştir) Dolayısıyla giderleri daha az olan şirketin net kar marjı da yüksek olur. Bimaş büyümesini daha çok kendi kaynakları ile finanse ederken Migros büyümek için yabancı kaynak kullanabilir ve bu da Migros şirketinin finansal giderlerini arttırarak net kar marjının düşük kalmasına sebep olabilir. Örnekler daha da çoğaltılabilir fakat konunun anlaşılması için bu iki örnek dahi yeterlidir. Burada görmek istediğimiz durum ise net kar marjı yüksek olan şirket daha makbul olandır. Demek ki giderleri daha düşük olan şirket daha avantajlı olacaktır. Çünkü iki şirketin de 100’er lira satış yaptığını varsayarsak giderleri (maliyetleri, faaliyet giderleri-ve finansal giderleri) daha yüksek olan şirketin net kar majı düşük kalacaktır ve rakamsal olarak aynı satışı yapsa dahi net kar marjı düşük olan şirketin net kar rakamı da düşük kalacaktır. A şirketin net kar marjı %15 olsa, B şirketinin net kar marjı %10 olsa 100’er lira satış yapan iki şirketten A şirketin kar rakamı 15 lira iken B şirketi 10 lira kar etmiş olacak. Burada da yine rakamsal değerlerden öte oransal değerin etkinliği daha fazla olduğundan oransal değerleri tespit etmemiz gerekiyor. Net kar marjını tespit etmek için net kar rakamını satış rakamına bölmek gerekiyor. Kar rakamı 15 lira olan şirketin satış rakamı da 100 lira ise 15/100 = 0,15*100=%15 net kar marjı sonucuna ulaşmış oluruz.

Yalnız burada da kar rakamını ANA ORTAKLIK PAYLARI NET KAR rakamı üzerinden ve kaydırılmış yıllık olarak hesaplarsak bence daha sağlıklı bir sonuç elde ederiz. Çünkü bazı şirketlerin bazı dönemlerde kar marjı yüksek olurken bazı dönemlerde düşük kalabiliyor, bu tür sorun olabilecek durumları daha sürdürülebilir halde görebilmek için kaydırılmış yıllık (son bir yıllık) olarak hesaplamak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Başta incelemeye aldığımız ARCLK ve VESBE şirketleri üzerinde çalışmaya devam edelim.
ARCLK şirketinin son bir yıllık satış rakamını 35.903.877.000 TL olarak tespit etmiştik, son bir yıllık kar rakamı da 1.924.352.000 TL olduğuna göre

Arçelik şirketinin net kar marjını bulmak için:
1.924.352.000 TL / 35.903.877.000 TL = 0,05359 * 100 = 5,36 % net kar marjı

Vesbe şirketinin net kar marjını bulmak için de yine yıllık satış ve yıllık kar rakamılarını bulalım ve net kar marjını tespit edelim.
832.720.000 TL / 8.015.373.000 TL=0,1038 * 100= 10,39 % net kar marjı.

Şimdi görüldüğü gibi Arçelik sattığı her 100 liralık üründe 5,36 TL kar ederken VESBE ise 10,39 TL kar edebiliyor. O halde net kar marjında da VESBE şirketinin ARCLK şirketinden daha başarılı olduğunu tespit etmiş olduk.
Son iki rasyomuzu toparlarsak
Aktif devir hızı Net kar marjı
ARCLK 0,92 5,36
VESBE 1,39 10,39

Burada her iki rasyoda da bir şirketin üstünlüğü bariz şekilde görülüyor ama başka sektörlerde farklı şirketleri incelerken bu iki rasyonun ikisinde de farklı şekilde üstün olan şirketleri görebilirsiniz. Yani bir şirketin aktif devir hızı yüksek ama net kar marjı düşük kalabilir ya da tam tersi… İşte böylesi durumlarda bu iki rasyoyu aktif karlılık adı altında birleştirerek tek sonuç elde edebiliriz.

Bunu yapmak için de AKTİF DEVİR HIZI * NET KAR MARJI = AKTİF KARLILIK formülünü kullanabiliriz. Böylece şirketin satış gücü ve kar marjını tek sonuçta birleştirmiş olacağız.

O halde ARCLK şirketinin aktif karlılığı: 0,92 * 5,36 = 4,93
VESBE şirketinin aktif karlılığı: 1,39 * 10,39 = 14,44

DEMEK Kİ VESBE ŞİRKETİ ELİNDE BULUNDURDUĞU TOPLAM AKTİFLERİNE GÖRE DAHA YÜKSEK ORANLI SATIŞ YAPABİLİYOR, SATIŞLARINDA DAHA YÜKSEK ORANLI KAR ELDE EDEBİLİYOR VE BU KAR RAKAMI YİNE ELİNDE BULUNDURDUĞU AKTİFLERİNE GÖRE DAHA YÜKSEK ORANLI GERÇEKLEŞİYOR.
Buraya kadar üç farklı rasyo işlemiş olduk ve bu üç rasyoyu herhangi bir sektördeki tüm şirketlere uygulasak sektördeki satış gücü ve net kar marjı ve aktif karlılığına göre öne çıkan şirketi de tespit etmiş oluruz. Tabi ki yatırım yapmak adına sonuca varmak için bu üç rasyo yine yetersiz kalacaktır, borçluluk oranı ve öz sermaye karlılığı olarak iki rasyo daha işleyeceğiz ama öncelikle bu üç rasyoyu iyice özümsemek gerekiyor. Bu yüzden bu üç rasyoyu farklı sektörlere uygulayarak burada paylaşırsanız hem pratik yapmış olursunuz hem de yanlış hesaplamalarınız olursa bu yanlışları düzeltiriz.

Şimdi sizlerden bu tür paylaşımlar bekliyorum…


Sizlerden üzerinde çalıştığınız sektörleri paylaşmanızı bekliyorum dedim ama paylaşım yapan kimse olmamış. Hiç kimse çalışmadı mı yoksa?

Peki o zaman biraz beyin fırtınası yapalım. Belki bu konuya katılım sağlanır.

Burada önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum. Toplam aktif karlılığı yüksek olan şirket buraya kadar olan analizde elbette daha başarılı olan şirkettir. Fakat bu şirketlerin önceki dönem/lerde bu oranı kaçtı acaba? Örneğin son bilanço dönemi olan 2020/09 döneminde Arçelik 4,93 ve Vesbe 14,44 oranlarındaydı. Ama eğer bir önceki dönemde Arçelik 3 aktif karlılığı varken 4,93 oranına yükselmişse ve Vesbe de 16 aktif karlılıktan 14,44 oranına düşmüşse?


Bu durumda nasıl bir bakış açımız olmalı?

Sektörel incelemelerde sonlara yaklaşıyoruz. Amacımız sektörün en başarılı şirketini seçmek. Şimdiye kadar yaptığımız analizlerin özeti, AKTİF DEVİR HIZI ile sektöründe toplam varlıklarına kıyasla satış gücü en yüksek olan, NET KAR MARJI ile satışlarından en yüksek karlılığa ulaşabilen ve AKTİF KARLILIK ile aktiflerine kıyasla en yüksek karlılık sağlayan şirketi bulmaya çalıştık. Tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum ki bu rasyolarda ortaya çıkan son değerlerin daha da anlamlı olabilmesi için en azından öne çıkan şirketin geçmiş bir kaç döneminde bu rasyoların seyri nasıldı bunu da görmek gerekir.

Bakacağımız yeni rasyo BORÇLULUK ORANI dır. Borçluluk oranına çeşitli yöntemler ile bakılabilmektedir öz sermaye ile kıyaslama yapılabilir, finansal borç, ticari borç ayrımı yapılarak çeşitli varyasyonlar ile bakılabilir ama bunlar detaylar olduğu için benim tercihim ilk önce toplam borç ile toplam varlıkları kıyaslayarak borçluluk oranına bakılması yönündedir. Daha sonra şirket özelinde inceleme yapılırken detaylara bakılabilir elbette. Bu yüzden borçluluk oranını TOPLAM BORÇLAR (Kısa vadeli + Uzun vadeli) / TOLAM VARLIKLAR şeklinde hesaplamamız gerekiyor.

Bu durumda ARCLK şirketinin son açıklamış olduğu 9 aylık bilançosunda toplam borcu 32.237.820.000 TL ve toplam varlığı da 45.143.249.000 TL olduğuna göre bu şirketin borçluluk oranı %71,4 dür.
VESBE ise toplam borcu 4.428.943.000 TL olduğuna göre ve toplam varlığı da 6.792.936.000 olduğuna göre %65,2 dir.

Burada dikkat ettiyseniz borç rakamının az olması yada çok olmasını kıyaslamıyoruz, öyle bir kıyas yapsaydık zaten 4 milyar lira borç ile 32 milyar lira borç rakamlarını kıyaslamaya gerek yoktu. Biz burada borç rakamının toplam aktiflere oranını kıyaslamış olduk. Bu sayede şirketin toplam varlıklarının ne kadarı borç ve ne kadarı öz sermayesinden oluşuyor, bunu görmüş oluyoruz ve normal şartlarda bakıldığında şirketlerin zayıf karnının yüksek borçluluk olduğu gerçeğini de kabul edersek bu rasyo gerçekten de hayati öneme sahip bir rasyodur. Borçluluk oranlarında sektörel değişiklikler olsa da genelde %50 oranları normal kabul edilebilir bir oran olarak görülür. Büyüyen şirketlerde ise bu oran %70 oranlarına kadar dahi kabul edilir. Bunlarla beraber cari oran ve aynı zamanda şirketin yıllık esas faaliyet gelirleri de şirketin bu borç altında ezilip ezilmeyeceğine dair ipuçları verir, bu oranlarla beraber detaylı incelemelerde bunlara da bakmak yararlı olur.

Fakat öte yandan bazı durumlarda borç oranının yüksek olması da hoş görülebilecek bir durum olabilir. Bu iki farklı bakış açsını izah etmem gerekirse;

Borç rakamının içeriği oldukça önemlidir ve az önce bahsettiğim finansal borç veya ticari borç ayrımı işte burada önem kazanır. Finansal borç oranının yüksek olması şirketleri çok daha zorlayan borçlardır çünkü genelde bu borçlar bankalara olan kredi borçlarıdır ve ödeme vadesi geldiğinde mutlaka ödenmelidir ya da şirket ödeyemediği bu borcu yeniden yapılandırılarak ekstra faiz gideri üstlenmek durumunda kalır. Bu durum tabi ki hiç istenmeyen bir durumdur ve bu şekilde yeniden borçlanarak borç ödemeye çalışan şirketler genelde zayıf olan şirketlerdir. Ve zaten ilk yaptığımız rasyo analizlerinden de geçemezler, bu sayede bu şirketler ile uğraşmak durumunda kalmayız fakat bu detayların bilinmesi elbette faydalı olacaktır. Öte yandan bir detay daha paylaşmak istiyorum, bazı durumlarda finansal borç artışı şirkete fayda da sağlayabilir. Tam da içinde bulunduğumuz bu dönem, vereceğim bu örneğe çok uygun bir denemdir. Şöyle ki; bizim şuan açıklanan bilançolarımız 9 aylıklardır ve 9 aylık bilanço döneminde ve 6 aylık bilanço döneminde de faizler kaba taslak yıllık %10 civarlarındaydı, güncel faiz oranları ise yine kaba taslak %20 civarındadır. Ve şu son aylarda yaşanan dolarizasyondan dolayı emtia fiyatları oldukça yüksek oranlarda artışlar yaşadı. Şimdi böylesi bir dönemde 6 aylık bilançosunda ve 9 aylık bilançosunda yüksek oranlı finansal borç edinmiş olan bir şirket aldığı bu kredi ile stok arttırmış ise veya yeni bir yatırım yapmış ise ve düşük fiyatla edindiği stoklarını şimdilerde satıyorsa veya yatırımlarını şimdi devreye sokarak geri dönüşüm sağlamış ise bu tür şirketler şu an çok ciddi avantaj elde etmiş olurlar. O halde 6 aylık ve 9 aylık dönemde finansal borcunu arttıran ve buna karşılık stoklarını da arttıran şirketleri incelemek sanırım faydalı olur Burada işin özü; finasal borç artışı her zaman olumsuz bir durum değildir.

Aynı şekilde toplam borçluluk oranının yüksekliği de her zaman olumsuz bir durum olarak görülmemelidir. Çünkü şirket belki de ciddi bir yatırım sürecine girmiştir ve bu yüzden borçluluk oranı yüksek olabilir, yatırımları bittiğinde ciddi karlar elde edebileceği durumlar varsa bu yüksek borçluluk oranı hoş görülebilir. Piyasa dahi böyle yüksek borçluluk oranı ile yatırım yapan şirketleri bazen daha olumlu fiyatlayabiliyor, bu konuda çok örnek şirketimiz var.
Tüm bunları üst üste koyduğumuzda her yüksek borçluluk oranını olumsuz olarak değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum. Önemli olan borcun içeriğidir ve bu borçlanmayı şirketin nerelerde kullandığı önemlidir ve şirketin bu borcu ödeyebilme gücü önemlidir.

Bu rasyodan sonra öz sermaye karlılık oranına da değineceğiz ve böylece sektörel incelemeyi tamamlamış olacağız.
Sektörel incelemenin son rasyosuna geldik. ÖZ SERMAYE KARLILIĞI... Formülü Net kar (kaydırılmış yıllık) / Öz sermaye şeklindedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus var, hem net kar rakamında hem de öz sermaye rakamında ANA ORTAKLIĞA AİT olan rakamları baz alacağız. Bu ayrım her şirkette olmayabilir ama varsa mutlaka ana ortaklığa ait olan rakamları kullanmak gerekir. Öz sermaye karlılığı işletmeye ortaklarının koydukları sermaye karşılığında ne kadar kar elde ettiklerini, yani her bir birim sermaye karşılığında kaç birim kar yaratıldığını gösteren rasyodur. Oranın yüksek olması şirketin başarılı olduğunu gösterir ve diğer bir kıstas ise bu oranın yıllık faiz getiri oranından yüksek olması gerekir. Neticede şirketin toplam varlıklarından toplam borçlarını düşersek elde kalan net varlığı bu rakam ise, şirket de bu rakamı riske edip ticarete girmiş ise, yetinmemiş halka açılmış ve borsa üzerinden ortaklıklar kurmuş ise ortaklarına bu para karşılığında mevduat getirisinden fazla kazanç sunmalı ki tüm ortaklarında riske girmesine karşılık hak ettikleri kazancı sağlamış olsun. Mevduat getirisinden daha az öz sermaye karlılığı sunan şirketlere ortak olmaktansa (anlamlı, özel bir sebebi yoksa) sabit getirili risksiz bir alana yatırım yapmak daha akıllıca olur, bu durumda tek riskiniz enflasyon olur. Bu yüzden bu rasyo oldukça önemli bir göstergedir ve ortak olduğumuz şirketlerde bu rasyoyu dikkate almamız elzemdir.

Bu rasyoyu incelerken dikkat edilmesi gereken başka bir husus ise şu dur; borçluluk oranı yüksek olan şirketlerin öz sermaye rakamı düşük kalır ve hal böyle iken çok az kar etmiş olsalar dahi öz sermaye karlılığı yüksekmiş gibi sonuç çıkar. Bu yüzden bu rasyoyu incelerken borçluluk oranlarını da göz önünde bulundurmak gerekir.
Şimdi incelemekte olduğumuz iki şirketin öz sermaye karlılık oranlarına bakalım.

ARCLK yıllık kar kar rakamı 1.924.352.000 / öz sermayesi 12.698.817.000 =0,1515 * 100 = %15,15
VESBE yıllık kar rakamı 832.720.000 / öz sermayesi 2.363.993.000 =0,3525 * 100 = %35,22
VESBE %35,22 ile %15,15 olan ARCLK den çok daha başarılı bir yıl geçirmiş, ortaklarına her 1 TL karşılığında %35,22 oranında kar ettirmiş, kar derken buradaki kar rakamı hisse fiyatı üzerinde oluşan yükselişten sağlanan kar değil, şirketin elde ettiği gerçek-somut kar'dan bahsediyorum

Şimdi bu sonuca ulaştıktan sonra hemen gidip VESBE şirketine ortak olalım mı?
Üzülerek bildirmeliyim ki buna karar vermek için tüm bu yaptığımız çalışmalardan aldığımız sonuçlar yetersiz kalacaktır

Biz şimdiye kadar yaptığımız çalışmalar ile son dönemde sektöründe başarılı olan şirketi seçtik ve sadece son dönem sonuçlarına bakarak bir karar vermek bence çokta sağlıklı olmaz.

Bahse konu şirketin acaba bir kaç dönemdir bu rasyolardaki seyri nasıldı diye de kontrol etmekte fayda vardır çünkü eğer güncel öz sermaye karlılık oranı %35 olan VESBE nin önceki dönemde bu rasyosu eğer %40 ise ve şimdi düşüş göstermişse ve buna karşılık %15 olan ARCLK daha önce %10 ise ve şimdi artış trendine girmiş ise burada BAŞARILI OLAN ŞİRKET İLE BAŞARILI OLACAK OLAN ŞİRKET farklılaşabilir. Bu yüzden analiz ettiğimiz bu 5 rasyoyu son bir kaç çeyreğe uyarlayıp şirketlerin son dönemlerindeki gidişatlarını da görürsek daha doğru kararlar veririz diye düşünüyorum. En azından son bir kaç çeyreğin rasyolarını alt alta dizerek bakabiliriz. Biz burada örnek olması için sadece iki şirketi kıyasladığımız için yine sadece iki şirketin bu rasyolarında son 3 çeyrek dönem sonuçlarına bakalım. Ama sizler isterseniz incelediğiniz şirketlerin çok daha eski dönemlerini de göz önünde bulundurabilirsiniz.


Yukarıdaki tabloyu incelediğinizde ne gördünüz?
En azından gidişatı daha iyi olan şirket daha net görünmeye başlamıştır diye düşünüyorum.
Tek tek bütün rasyoların büyüme hızlarını oranlayarak incelediğimizde olumlu gidişatı olan şirketi şimdi daha net görebileceğimizi düşünüyorum.

Şimdi sadece son döneme bağımlı kalmadan tek tek tüm rasyoların gidişatını gözden geçirelim.

NET KAR MARJI BÜYÜMESİNDE HANGİ ŞİRKET DAHA İYİ
AKTİF DEVİR HIZI BÜYÜMESİNDE HANGİ ŞİRKET DAHA İYİ
AKTİF KARLILIK BÜYÜMESİNDE HANGİ ŞİRKET DAHA İYİ
BORÇLULUK ORANINDA HANGİ ŞİRKET DAHA İYİ
ÖZ SERMAYE KARLILIĞINDA HANGİ ŞİRKET DAHA İYİ

İşte şimdi en can alıcı noktalardan birine geldik
Ben tüm bu anlattıklarımdan sonra yönlendirici olmamak adına kendi düşüncemi belirtmek istemiyorum.
Sizce sektöründe başarılı olan ve başarılı olmaya aday olan şirket hangisidir?
Tüm bu sonuçlardan sonra artık başarılı olan ve başarılı olma yolunda ilerleyen şirketi tespit ettik fakat işimiz hala bitmedi, çünkü bu başarı olmuş, bitmiştir artık ve çok büyük oranda bu başarılı görülen geçmiş dönemler güncel hisse fiyatına da yansımıştır, bu noktadan sonra yapmamız gereken ise başarılı olan şirket aynı başarısını devam ettirebilecek mi? Yoksa sektördeki X şirket yaptığı yeni yatırımlar ile ya da yaptığı yeni anlaşmalar ile daha mı başarılı olacak? Hangisi satışlarını daha çok arttırabilir? Hangisi daha çok kar edebilir? Hangisi Öz sermayesini daha çok arttırabilir? Yani işin özü ve asıl olan ve daha da zor olan kısım şimdi başlıyor, bu ZOR OLAN KISIM İSE GELECEK DÖNEMLERDİR arkadaşlar.

Şirketlerin gelecekte oluşturacağı olası satış rakamlarını ve kar rakamlarını bir şekilde öngörmeli ve tahminlerde bulunmalıyız.

Bu öngörü ve tahminleri yapabilmek için ise sektörü ve şirketi yakından tanımalıyız, yatırım yapmayı düşündüğümüz şirketin faaliyet raporlarını kesinlikle okumalıyız, varsa analist sunumlarını okumalıyız, sektörle ve şirketle ilgili haberleri taramalı ve okumalıyız ki gelecek dönemlere dair şirket hakkında fikirlerimiz olabilsin.
İşte bu noktadan sonra da öğrendiğimiz bu rasyoları tahminlerimiz olan satış ve kar rakamlarına göre şimdiden oluşturup gelecek dönemde de başarılı olma ihtimali yüksek olan şirketleri şimdiden sahiplenebilelim.
Tüm bu çalışmaları yaptıktan sonra ortaya çıkan şirkete uygun fiyatla ve aynı zamanda gelecek dönemlere göre de iskontolu olduğuna inandığımız bir fiyatla ortak olabilirsek ne mutlu bize

Farklı bir konuya hemen geçmek istemiyorum ama bu şekilde kurulan ortaklığın temeli o kadar sağlam olur ki emin olun borsa düşmüş ya da yükselmiş umurunuzda olmaz, tüm bu çalışmalar sonunda ortaya çıkan şirkete olan güveniniz sayesinde huzurla ortaklığınızı/yatırımınızı sürdürürsünüz çünkü biliyorsunuz ki şirketiniz büyümeye devam ediyor ve emin olun ki yıllardır borsanın değişmeyen gerçeği, kar eden ve karlarını arttırarak devam ettiren şirketler elbette hak ettiği fiyatı da gelir... Ve böylesi analizler sayesinde siz de çalışmalarınız sonucunda ortak olmaya karar verdiğiniz şirketlere yaptığınız yatırımlarınızın karşılığını almış olursunuz, bunun keyfini alabilmeyi tüm bu yazdıklarımı okuyanların yaşamasını canı gönülden dilerim...

Saygılarımla

Aziz Serin

5 Kasım 2020 Perşembe

Borsadan Geçinmek

 Bu iletiyi okuyunca bende 17 aylık borsadan geçinme tecrübemi paylaşmak istedim. 

10 yıllık beyaz yakalı olarak özel sektörü tecrübe ettikten sonra, buradaki çoğu beyaz yakalı arkadaşın düşündüğü veya düşüneceği gibi mevcut işimden ayrılarak sermaye piyasalarından geçimimi sağlamaya karar verdim. 

Çok şükür en son işyerimden aldığım maaş kadar hatta bazı aylar daha fazla kazandım. Geçinme açısından bir sıkıntı yaşamadım fakat paradan para kazanmak zorunda olmak ve piyasalardaki belirsizlik beni çok yıprattı. Bu zorlu sürecin sonunda, Ağustos 2020 itibariyle profesyonel iş hayatına geri döndüm.
Yapıma uygun olmadığından günlük al sat yapmadım ve mevcut sermayemi muhafaza edebilmek için hesabımı dolar bazında tuttum ve sadece dolar bazında aylık kazancımı sistemden çıkardım. Süreç sonunda yaptığım en önemli çıkarım, kazanmak zorunda hissetmek ve zaman baskısı insanı çok yoruyor. Diğer bir gözlemim ise, kazanma baskısı altında olmadığım dönemde daha doğru kararlar veriyormuşum ve portföyün performansı daha iyiymiş.


Sonuç olarak, iş hayatından bıkıp bu piyasalardan hayatını sürdürmeyi düşünen beyaz yakalılara tavsiyem bir daha düşünün.

Eğer illa deneyeceğim diyorsanız da sermayeniz 240 aylık maaşınızdan az olmasın. (Ben maaşımın 120 katı sermayem varken ayrıldım.) 

Normalde bu tür paylaşımlar yapmayı sevmem ve ne kadar meblağ ile yatırım yaptığımı kardeşim bile bilmez fakat bu konuyu çok faydalı buluyorum ve yaşadığım tecrübe burayı okuyan bir kişiye bile faydalı olursa bana yeter. Beyaz yakalı olarak herhangi bir sendikamız veya birliğimiz yok aksine sınav sistemi sebebiyle herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor. Umarım tüm beyaz yakalılar birlik olmanın ve dayanışmanın gerekliliğini geç olmadan fark ederler.

-hisse.net'ten jacksparrow'un paylaşımı-

20 Ekim 2020 Salı

Korku Mutluluktan Daha Kuvvetli Bir Duygudur

Yapılan araştırmalar insanların parasının %10'unu kaybettiğinde duyduğu acının, %10 kazandığındaki hazdan yaklaşık 2 kat büyük olduğunu ortaya koymuştur. Benzer şekilde insanın korkuya kapıldıktan sonra tekrar güven duygusunu kazanması için geçen sürenin, güvende hissederken korkuya kapılma durumuna geçmesi için gereken sürenin 1000 mislinden fazla olduğuna dair araştırmalar bulunmaktadır. Hal böyle iken senede 30 pozisyon açıp yaklaşık 15 pozisyonunu zararla kapayan bir spekülatörün hem yaşam kalitesi hem de konsantrasyonu, ruh hali, alıp hiç satmayan bir yatırımcıya göre çok çok çok çok daha kötü olur. Ben kendimi spekülatör olarak düşündüğümde gerçekten sinir hastası olduğumu görüyorum.

Asyada köpek dövüşü çok meşhurdur. Şampiyon köpek, asla bir dövüş kaybetmeyen köpek oluyormuş. 1 dövüşü kaybeden güvenini kaybedip tekrar dövüşemiyormuş. Teşbihte hata olmaz derler ama çok işlem yapan da yavaş yavaş güvenini kaybediyor.

"Yatırımcı hiç hata yapmaz mı?" 

Yapar ama bir mantığa, analize,sisteme dayandığı için öngörülmüş bir zarar olmalıdır. Zararın sebebi tutarlılık, prensipli olmak ise nispeten prensipsiz birinin bile bile para kaybetmesi kadar acı ve özgüven zedeleyici değildir. Çok işlem yapınca hata sayısı ciddi miktarda olduğu için gittikçe güvenini kaybediyor. Hatta korkudan karakterini ayakta tutmakta zorlanıyor. Sonra bunu farkedip inadına korkmadığını kendine ispat için bir işlem yapıyor, işte bu da yanlış çıkarsa saçmalıyor.

Uzun vade konusuna gelince. Bazen sanki akıl ile eş anlamlı, uzun vadeci akıllıdır gibi kullanılsa da aslında tam olarak değil. Yani şartlar çabuk olgunlaşır, çok abartılı bir teklifi kısa süre sonra alırsa yatırımcı ortaklıktan çıkabilir, hatta çıkmalıdır. Ama mutlaka bu şirkete biçtiği değerin çok üstünde olmalıdır. Ya da yönetim hızla bozulmaya başlar, sektörde sorunlar baş gösterirse –ki bunlar bilançodan anlaşılır- yıllarca beklemek akılsızlığa dönüşebilir. Uzun vadeli niyet ederek yola çıkmak bence daha önemli olan nokta, yani bu niyet, bu rahatlık, bunun en faydalı yanı kişinin volatiliteye dayanmasını kolaylaştırmasıdır. Yani hipoteze bir zaman limiti koymamasıdır.
Uzun vade kutsal değildir ama param zaten iyi ortaklık arıyor, işler ters gitmedikçe hiç satmam diyebilmek kutsal olabilir.

-hisse.net'ten elliot41'in yazısı-

12 Ekim 2020 Pazartesi

Babil'in En Zengin Adamı (Notlar)


"Babil'in En Zengin Adamı" kitabından aldığım notlar aşağıdadır. 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

Geleceğiniz için gelir kaynağınızı garantilemelisiniz. Yaşlılara bakın, bir süre sonra sizin de onlardan biri olacağını unutmayın. Hazinenizi çok dikkatli bir şekilde yatırımlara yönlendirin ki kaybolmasın. Yüksek faizler sizi kayalara çağıran, geminizi batıracak olan sirenlerin tatlı ama yalancı melodilerinden farklı değildir. 

Tanrılar sizi yanlarına çağırdığında aileniz ihtiyaçlarını karşılayabilsin diye biriktirin. 

Düzenli olarak küçük ödemeler yaparsanız böyle bir korumayı sağlamanız mümkün olur. 

Tutumlu bir insan büyük bir miktarı böyle akıllıca bir neden için kenara koymayı hiç ertelemez. Bilgili insanlara fikir danışın. İşi para ile ilgili olan kişilerin tavsiyelerini dinleyin. 

Küçük ve güvenli bir getiri, her zaman riskten iyidir. 

Buradayken hayatın tadını çıkarın. Kendinizi fazla zorlamayın ya da çok fazla biriktirmeye çalışmayın. Eğer kazandığınızın sadece onda birini tutabiliyorsanız bununla tatmin olun. Bunun dışında gelirinize göre yaşayın ve harcamaktan korkup cimrileşmeyin. Hayat güzel ve tadı çıkarılması gereken şeylerle dolu. 

 

 

Zenginlik de bir ağaç gibi küçük bir tohumdan büyüyor. Ilk biriktirdiğin para, zenginlik ağacını büyütecek olan şey. Bu tohumu ne kadar erken ekersen ağacın da o kadar çabuk büyümeye başlar. Onu düzenli birikim ile beslersen en yakın zamanda gölgesinde keyif çatabileceğin bir yer haline gelir. 

 

 

Eğer kuyumlarla ilgili bir fikri ihtiyacın varsa kuyumcuya git. Koyunlarla ilgili doğru bir şey öğrenmek istiyorsan çobana git. Tavsiye bedava verilen bir şey olsa da kimden ne konuda tavsiye aldığına dikkat et. Birikimleri konusunda bu konuda tecrübesi olmayan birinden tavsiye alan biri,bunun bedelini aldığı fikirlerin yanlışlığına birikimlerini kurban ederek öğrenir.

 

 

Kazandığının 10’da 9’unu harca, 1’ini biriktir.

 

 

Kazancımın onda dokuzu kullanmaya başladığımda eskiye göre daha az param varmış gibi hissetmedim. Ve uzun zaman geçmeden para sanki daha da fazlalaşmaya başladı. Kuşkusuz kazancının hepsini harcamayan kişi bir süre sonra paraya daha rahat kavuşur. Benzer bir şekilde de cüzdanı boş olandan para kaçar. En çok neyi arzuluyorsunuz? Her gün bütün isteklerinizin gerçekleşmesi mi, mücevher mi, güzel şeyler mi, daha iyi kıyafetler mi, daha çok yemek mi, geldiği gibi kolay giden şeyler mi? Ya da istediğiniz daha kalıcı olan altın, mülk, hayvan, tüccarlık, gelir getiren yatırımlar gibi şeyler mi? Cüzdanınızdan çıkan paralar ilk grup şeyi elde etmenizi, cüzdanın içinde bıraktıklarını da ikinci gruba erişmenizi sağlar. 

 

 

Bir bütçe yaparak gereksiz harcamaları ortadan kaldırmak, böylece kazanılan paranın 

10’da 9’undan fazlasını harcamamak.

 

 

“Gerekli harcamalar” olarak tanımladığımız şeyler, tersine çaba göstermediğimiz sürece gelirimize göre artar. 

Gerekli harcamalarla arzularınızı karıştırmayın. Her biriniz kazançlarınızın verebileceğinden daha fazlasını arzuluyorsunuz. Bu yüzden de kazandığınız para, bu arzuları karşılamak için kullanılıyor. Buna rağmen karşılanmamış arzularınız var. Herkes, karşılayabileceklerinden fazla arzuyla donatılmıştır.

İnsanda istek bitmez, istediği bir şeyi elde edince yerine başka bir hedef gelir. O nedenle devamlı istediğiniz şeyleri karşılamam gerekiyor diye düşünüp birikimi kesemez ve onlara harcayamazsınız. İstekler genelde anlık zevklerdir, birikim ise size bir ömür boyunca yardımcı olur.

 

 

Birikimimizi yeni kazançlar elde edilebilecek yeni yatırımlara yönlendirmeliyiz.

Biriktirdiğimiz paralar bizim kölelerimizdir, kölelerimizi çalıştırıp bizim için para kazanmalarını sağlamalıyız. Böylece yeni kölelerimiz olacaktır. Çalışmayan köle boşa vakit harcıyordur. Kazandığımız yeni köleleride çalışma sistemine dahil ederek köle yani paramızı devamlı artırmalıyız.

 

 

İyi bir yatırımın ilk prensibi anaparanın güvende olmasıdır. Eğer anaparanızın kaybolma ihtimali varsa daha büyük kazanımlarla ilgilenmek doğru mudur? Bence değil. Hızlıca zengin olma arzularınızın sizi yanlış yola sokmasına izin vermeyin.

 

 

Biriktirdiğiniz paranızla yatırım yaparken olabileceklerle ilgili önlem alın ve kendinize çok güvenmeyin. Kar etmek için parayı kullanmaya alışık kişilerin fikrini ve tavsiyesini almak çok daha iyidir. Böyle tavsiyeler ücretsizdir ve sizin yatırım yapmayı düşündüğünüz miktarda para kadar değerlidir. Çünkü sizi aynı miktarda parayı kaybetmekten kurtaracaktır.

 

 

Zayıf bir cüzdanın 4. çaresi; cüzdanınız dolduktan sonra onun boşalmasına izin vermemektir. 

Paranızı sadece anaparanın güvenli olacağı şekillerde yatırım yapın; istediğiniz zaman geri alabilin. Paranızın kirası hak ettiği bir değerde olsun. Bilgili ve bu konuda tecrübeli kişilere fikir danışın.Onların bilgi ve tecrübeleri sizin güvencesiz yatırımlar yapmanızı engeller.

 

 

Kirada oturmak yerine kredisini ödeyebileceğiniz bir muhitte kendi eviniz olsun.

 

 

Zenginliğin kurallarına göre davranan biri, gittikçe artan bir gelire sahip olarak bu gelecek yaşlılık günlerinini düşünmelidir. Yıllar boyu güvende durabilecek bir yatırım ve kaynak yaratacak planlar yapmalıdır. Bunları öyle bir ayarlamalıdır ki kullanmaya ihtiyacı 

olduğunda da paraya rahat erişebilsin.Yaşlandığınızdaki ve ailenizin ileriki yıllardaki ihtiyaçları için şimdiden bir gelir yaratmaya bakın. 

 

 

Her başarının temelinde hedef vardır. Hedeflerimizin güçlü ve net olması gerekir. Genelleştirilmiş hedefler zayıf isteklerin ötesine geçemez. Bir adamın zengin olma isteğinin pek bir anlamı yoktur. Ama bir adamın 5 parça altına sahip olma isteği ise elle tutulur bir hedeftir ve o yüzden gerçekleştirilebilme ihtimali vardır. 5 parça altını garantiye aldıktan sonra benzer yöntemlerle 10 parça altını, 20 parça altını, bin parça altını bulabilir ve işte o zaman zengin olur. Küçük bir hedefi gerçekleştirmeye çalışarak büyük bir miktarı da garantiye almayı öğrenmiştir. Zenginlik bu şekilde olur: ilk önce küçük miktarlarla daha sonra büyük miktarlarla daha fazla şey elde edilebilir. 

Hedeflerin net ve tanımlı olması gerekir. Eğer çok fazla, çok karışık ya da yapılabilen ötesinde hedefler varsa kendi amaçlarına hizmet edemezler. 

 

 

Zayıf bir cüzdana karşı 7. Ve son çare kendi güçlerinizi besleyerek çalışmak ve daha bilge olmak, daha çok beceri kazanmak ve kendinize saygı göstermektir. Böylece dikkatle şekillendirmiş olduğunuz hedeflerinizi gerçekleştirebilmek için gereken özgüveni sağlayabilir ve kazançlarınızı arttırabilirsiniz. 

 

 

Hızla gelen zenginlik aynı şekilde elden kayıp gider. Yavaş yavaş gelen zenginlik sahibine zevk ve tatmin verir, çünkü bilgi ve ısrarlı bir amacın mahsülüdür.